22 Temmuz 2010 Perşembe

"YAPIM AŞAMASINDA” BİR SERGİ (Öznur Güzel Karasu Arşivi)





Her geçen gün yaşamlarımıza daha fazla giren sanal dünya, sanatsal üretimlerde de izlerini daha fazla hissettiriyor. Genellikle insan beyni ve sosyalliğini olumsuz etkilediği, bireyleri insani duygulardan arındırmada kapitalizmin en etkili silahlarından biri haline geldiği için eleştirilen bu koskoca yenidünya, farklı okumalarla sanattaki yerini buluyor. Şu günlerde Pg Art Gallery’de gerçekleşen “under construction” başlıklı sergi de sanal deneyimlerimiz üzerine. Sanal dünyada yaşadıklarımızı, elle tutulabilir nesnelere dönüştüren sanatçı Reysi Kamhi ile kapanış günü tamamlanmış olacak sergisi hakkında konuştuk.


“under construction/yapım aşamasında” ilk kişisel serginin adı. Öncelikle bu projenin ortaya çıkış sürecinden bahseder misin?

İnternetin nasıl ve ne amaçla kullanıldıgı sorusundan hareketle oluşturduğum çalışmalarıma daha lisans eğitimim sırasında başlamıştım. Mezun olup da bir sergi kurma fikri ortaya çıktığında ise ağırlıklı resim olan bu çalışmları direkt galerinin duvarına asmak istemedim. Çünkü işler aslında hiçbir zaman bitmiyor ve projeler birbiriyle ilişkilenebiliyor, yeni fikirlerle geliştirilebiliyor.
Bir galeride kendi işini sergilemek kimi zaman seni o işe yabancılaştırabiliyor; çünkü üretildigi atölye ortamından bambaşka steril bir mekana taşınmış, Enis Batur’un tabiriyle yapıt ‘gurbet’e düşmüş oluyor. Bu sebeple zaten başlamış olduğum çalışmaları geliştirmek ve onlara farklı anlamlar yükleyebilmek, sergiye ve üretimime bir süreklilik fikri katmak istedim. Böylece galerinin duvarları bir yapboz tahtası gibi gün be gün değişen, “yapım aşamasında”ki bir alan halini alacak. “under construction” isminin doğuşu da bu süreçsellik üstünde yapılanıyor.

Serginin temasını ve ana kurgusunu oluşturan sanal dünya senin için ne ifade ediyor?

Sanal gerçeklik olaylara temasa geçme şeklimizi değiştirdi. Bu dünyanın hayatımızdaki egemenliği, yadsınamayacak boyutlarda. Örneğin facebook hesabımızın olması, kimliğimizin olması kadar doğal bir sürece dönüştü. Öte yandan, görsel duyunun hakimiyeti artarken cisimsizleşme söz konusu oluyor. Artık gazete almıyor internetten okuyoruz, blogları takip ediyor hatta blog yazıyoruz, internetten alışveriş yapıyor, hatta cinselliğimizi bile bu görsellikten hareketle kurgusal, yapay bir mekanda deneyimliyoruz. İnternet ile cinsellik, daha önce hiçbir dönemde olmadığı kadar çok insanın yaşamına girebiliyor.
Sabahtan akşama kadar sübjektif bir bilgi alanı oluşturuyor, oradan oraya keyfimizce ‘surf’ yapıyoruz. Her şeye daha hızlı, daha rahat ulaşabiliyoruz. Ben de sanal olarak edindiğimiz bilgiyi cisimleştirmeye çalışıyorum. Elle yapılmış kendime ait nesnelere dönüştürüyorum, kaydediyorum.

İşlerinde özellikle facebook ve twitter gibi sosyal iletişim ağlarındaki imajlardan yola çıkmışsın. Son zamanlarda bu iletişim ağları hayatlarımıza daha çok girince sanatta da daha çok yer bulur oldular. Senin bu dünyaya sanatsal bakışının diğer sanatçılardan ne gibi ayrım noktaları var?

Ben işe daha çok kendimden ve çevremdeki tanıdığım insanlardan yola çıkarak başladım. Kendimin ve onların deneyimlerinden hareketle bir dil oluşturmaya çalışıyorum ve daha yolun çok başında olduğumu düşünüyorum. Sergimin fikirsel sürecinde sevdiğim, takip ettiğim birçok sanatçıdan etkilendim kuşkusuz. Bence işlerimdeki belirgin noktalarından biri, teknolojiyle bu kadar iç içe geçen konuları çok daha geleneksel bir anatımla tasvir etmeye çalışmam. Genellikle yağlıboya kullanıyorum, kimi zaman da grafik kalemlerini veya suluboyayı tercih edebiliyorum.

Serginin kurgusunu nasıl oluşturdun?

Ben aslında serginin kurgusunu sıradan bir emlak projesininin oluş sürecine benzetiyorum. Yüzme havuzlu, kat otoparklı lüks bir site örneğin. Böyle bir projenin henüz bitmeden, oluşturulmuş maketlerle, hazırlanan fotograflar ve animasyonlarla neye benzeyeceğini bilebilirsiniz. Yapım aşamasında olduğu halde size dönüşeceği halinin vaadini sunar. Ben de sergide bu kurguya benzer bir yaklaşım yakalamaya çalıştım. Açılış gününde bu sebeple yalnızca vaad edilen bir serginin fotografları vardı. Sergi süresince Salıdan Cumaya haftanın dört günü galeride çalışmalarıma devam edeceğim ve serginin son günü olan 14 Temmuz’dan bir gün önce ise tüm üretim tamamlanmış olacak. Kapanış daveti de yine bu tarihte yani 13 Temmuz’da gerçekleşecek.

Yani sergi süresince galeri aynı zamanda senin atölyen olacak…

Evet. Benim için serginin en heyecanlı kısmı da zaten bu. Bir üretim alanının galerinin içinde barınacak olması ve bitmiş mükemmel olarak tabir edebileceğimiz bir iş göstermektense, izleyiciyi düzensizlikle karşı karşıya bırakmak... Mahrem üretim sürecinin kendisini göstermeye ve bu özel alanın ziyaretçiyle paylaşılan bir düşünme yeri olmasını sağlamaya çalışacağım. Dış dünyadan saklanan bu sürecin kendisini sorgularken, kaçınılmaz olarak kendimi de sorgulayacağım bir deneyim olacağına inanıyorum. Aynı zamanda bu süreç twitter’dan da takip edilebilecek.

Galeriye gelenler ya da twitter’dan seni takip edenler serginin oluşum aşamasına dahil olacaklar…

Evet, özellikle galeriye gelenler bu sürece tanıklık edebilecekler. Twitter’ı kullanmamın en önemli sebebi ise sergiye dair bir kayıt, belge oluşturmak istememdir. Teknolojik gelişmeler sayesinde her an izlenebilir ve rahatça ulaşılabilir olduğumuz bu günlerde, kaydedilmemişlik neredeyse yaşanmamışlıkla eş değer bir hal aldı. Dolayısıyla sergi, geçirdiği tüm aşamalarla, o güne dair twitter’daki basit yazılarla, kaydedilmişlik üzerinden bir gerçeklik oluşturmayı da hedefliyor.

Peki twitter da hangi adresten takip edebileceğiz seni?
www.twitter.com/pg_reysikamhi